08 Eylül 2016 – (HABER) Meclis Toplantısında Kamera Kaydı Yasak mı?

Son yaşanan vahim hadiseden sonra ilçemiz çapında bu konuda farklı yorumlar yapılmakta. Üzülerek görmekteyim ki, yapılan yorumların büyük kısmı mantıklı bir gerekçeye dayandırılamamakta. Gelin yasa ve mevcut hukuk sistemimiz içerisinde bu durumu detaylıca irdeleyelim.

Anayasamızın 13. maddesi Temel Hak ve Özgürlüklerin ancak kanunla sınırlandırılabileceğini öngörmekte. Yani esas olan özgürlük olup, yasaklar istisnadır. Yani kanun açıkça birşeyi yasaklamıyorsa o şey serbesttir. Aynı zamanda bu yasaklar ancak ve ancak kanunla konulabilirler. Tüzük, Yönetmelik, Genelge vs ile hak kısıtlamak mümkün değildir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun meclis toplantısı hükümlerinin düzenlendiği 13. maddesi toplantıların kapalu yapılıp yapılmayacağına dair herhangi bir hüküm ihtiva etmemektedir. Buna karşılık 5393 sayılı Belediye Kanununun 20. maddesinin 5. fıkrası, “Meclis toplantıları açıktır. Meclis başkanının veya üyelerden herhangi birinin gerekçeli önerisi üzerine, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kapalı oturum yapılmasına karar verilebilir” şeklindedir. Görüldüğü üzere burada da aslolan toplantıların açık yapılmasıdır. İstisna ise “gerekçeli” gizlilik kararıdır.

Yukarıda bahsi geçen kanunların detaylarını içeren 09/10/2005 tarihli Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğinin meclis toplantısı hükümlerini düzenleyen 6. maddesinde ise bu hususa hiç değinilmemiştir.

Fakat 5393 sayılı Belediye Kanununun 20. maddesinin 6. fıkrası, “Meclis görüşmeleri görevlilerce tutanağa geçirilir, başkan ve katip üyeler tarafından imzalanır. Toplantılar, meclisin kararıyla sesli ve görüntülü cihazlarla da kaydedilebilir.” şeklinde bir düzenleme içermektedir. Toplantıya katılanlarca kayıt yapılıp yapılamayacağı hususu burada düğümlenmektedir.

Maddeyi lehine çekmek isteyenler; toplantının ancak ve ancak meclis kararıyla yapılabileceğini iddia edeceklerdir. Oysa bu maddenin var oluş amacı görüşmelerin nasıl muhafaza edileceğidir. Madde açık bir şekilde görüşmelerin tutanağa geçirilip imzalamasını öngörmüş; ancak meclis üyeleri isterlerse karar alarak görüşmenin video yada ses kaydına da alınmasını sağlayabilirler demiştir. Yine madde içeriği lafzi anlamda hiçbir şekilde “yapılamaz, edilemez vs” tarzı yasaklayıcı nitelikte değildir.

Eğer kanun koyucu, belediye meclis toplantılarında kayıt yapılmamasını isteseydi; 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yeraldığı gibi açıkça “Bölgenin fotoğraf ve filminin çekilmesi … yasaktır.” şeklinde bir düzenlemeyi belediye kanununa eklemesi gerekmez miydi?

Kaldı ki herkesin elinde akıllı telefonların olduğu günümüzde mahkemeler buna benzer sorunlarla karşılaşmış, Yargıtay, kanunların yetersiz kalması üzerine hukuk yaratmak suretiyle kamusal alan – özel alan ayrımı yapmış, kamusal alanda yani herkesin özgürce bulanabileceği bir alanda kayıt yapmanın serbest olduğu içtihatını geliştirmiştir. Yukarıda zikrettiğim kanun hükümleri gereğince meclis toplantıları herkese açık olduğundan toplantının yapıldığı yer kamusal alandır.

Eklemek gerekir ki; Ceza Kanunumuzun; 132. maddesi kişilerin özel hayatlarının izinsiz kayıt altına alınmasını, 286. maddesi soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde kayıt alınmasını cezai müeyyideye bağlamışken; kanunun hiçbir yerinde herhangi bir devlet kurumunda kamera kaydı yapılaması yaptırıma bağlanmamıştır.

Nihayetinde meclis toplantısının kaydı yasak olsaydı dahi, bu kimseye kaydı yapan kişiye saldırma hakkı vermezdi. Ama kaydın yasak olduğu iddia edilerek saldırı meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Şimdiden bu tarz bir savunmanın bertaraf edilmesinde fayda var.